Her Şey Hücrede Başlar: Vücudun Kendi Kendini İyileştirme Sanatı image

Ağrıyan bir diz, kronik bir yorgunluk ya da geçmeyen bir sırt ağrısı... Genellikle bu sorunları bölgesel olarak düşünürüz. Peki ya hepsi aynı köke, yani hücrelerimize giden birer sinyalse? Osteopati, Klinik Psiko-Nöro-İmmünoloji ve Intermittent Living gibi alanları birleştiren bütüncül yaklaşımıyla tanınan Uzm. Fzt. Suat Dülger ile bedenin karmaşık ama bir o kadar da kusursuz sistemini ve her şeyin başladığı yeri, hücreyi konuştuk.

(Görsel Alanı: Bu bölümde Suat Dülger'in profesyonel bir fotoğrafı yer alabilir.)

Cellavia Dergi: Suat Bey, uzmanlık alanlarınız kas-iskelet sisteminden psikolojiye, bağışıklık sisteminden yaşam tarzı müdahalelerine uzanıyor. Röportajımızın başlığı olan “Her Şey Hücrede Başlar” felsefesi, bu farklı disiplinleri nasıl bir araya getiriyor?

Suat Dülger: Bu felsefe, aslında her şeyin temelidir. Bizler bir organ ya da kemik yığını değil, trilyonlarca hücreden oluşan yaşayan bir ekosistemiz. Örneğin, bir omuz ağrısıyla gelen danışanda sadece omuza odaklanmak, yanan bir evin sadece alarmını susturmaya benzer. Osteopati ve manuel terapiyle o bölgedeki mekanik sorunu çözerken, kendimize şu soruyu sormalıyız: “Bu yangını, yani bu enflamasyonu başlatan neydi?”

İşte burada Klinik Psiko-Nöro-İmmünoloji (cPNI) devreye giriyor. Kronik stres (Psiko), sinir sistemimiz (Nöro) aracılığıyla bağışıklık sistemimizi (İmmüno) etkileyerek düşük seviyeli, kronik bir enflamasyon yaratır. Bu da hücrelerimizin düzgün çalışmasını engeller. Yani omuz ağrısının kökü, aslında hücresel düzeyde yaşanan bir stres olabilir.

Cellavia Dergi: Bu çok aydınlatıcı. Stresin ve düşüncelerin hücrelerimizi bu kadar derinden etkilemesi şaşırtıcı. Peki “Intermittent Living” yani “Aralıklı Yaşam” kavramı bu denklemin neresinde duruyor?

Suat Dülger: Eğer cPNI sorunun nedenini anlamamıza yardımcı oluyorsa, Intermittent Living de en güçlü çözümlerden birini sunar. Modern hayat, bizi sürekli bir konfor alanı içinde tutuyor: sürekli tokuz, sürekli ideal sıcaklıktayız, sürekli rahatız. Ancak atalarımız böyle yaşamadı ve hücrelerimiz bu konfora adapte değil.

Intermittent Living, vücudu kısa süreli ve kontrollü stres faktörlerine maruz bırakarak onu daha güçlü ve dirençli hale getirme sanatıdır:

  • Aralıklı oruç (intermittent fasting): Hücrelerin kendi kendini temizleme mekanizması olan otofajiyi tetikler.
  • Soğuğa maruz kalmak: Mitokondrileri güçlendirir.
  • Kısa ve yoğun egzersizler: Büyüme hormonlarını aktive eder.

Bu "dozunda stres" uygulamaları, hücrelerimize adeta bir "reset" atar ve onları doğal, sağlıklı çalışma ritimlerine döndürür.

Cellavia Dergi: Yani bir yandan manuel terapilerle vücudun yapısını düzeltirken, diğer yandan hücresel sağlığı yaşam tarzı müdahaleleriyle yeniden programlıyorsunuz.

Suat Dülger: Kesinlikle. Beden bir bütündür. Duruşunuzu düzeltmeden hücresel sağlığı, hücresel sağlığı iyileştirmeden de kalıcı bir fiziksel iyileşmeyi bekleyemezsiniz. Amacımız, bedenin kendi kendini iyileştirme potansiyelini maksimum seviyeye çıkarmaktır. Bu potansiyel, her bir hücremizin içinde saklıdır. Biz sadece doğru sinyalleri vererek o potansiyeli uyandırıyoruz.

Cellavia Dergi: Okurlarımıza son bir mesajınız var mı?

Suat Dülger: Vücudunuzu dinleyin. Ağrı, yorgunluk, keyifsizlik... Bunlar düşmanınız değil, hücrelerinizden gelen mesajlardır. Bu mesajları doğru okumayı öğrendiğinizde ve bedeninize atalarından miras kalan o ilkel gücü yeniden kazanması için fırsat verdiğinizde, sağlığın aslında ne kadar ulaşılabilir olduğunu göreceksiniz. Her şey gerçekten de hücrede başlar ve biter.

Bilgi Al WhatsApp